20100127

carnivorous domestic entertainment robots - auger & loizeau

20100123




ural - altay ne de olsa.

20100120

geri donup cankimin bensiz eve ciktigini gorende bagrimda bidon patlar. ah be aile.

20100117

- Hej.
- Hej.
- Hur mår du?
- Förjävligt.
- Vadå då?
- Jo, min hund har dött.
- Vad säger du, har din hund dött!?
- Ja, han dog i går. Prostatan.
- Förjävligt, kan jag göra något för dig, gamle vän? Vill du ha tröst? Skall jag lägga armen kring din bräckliga svannacke, så du får känna litet närhet?
- Nej, jag ska se på TV. Det är ju Doobidoo på SVT nu.
- Oj, fan, det måste jag ju också se. Hejdå, må han vila i frid.
- Hejdå. Tack.

20100115

everything i have - simon evans

20100109

twitter.com/asstroboy benim.

20100107


teleportatik ikizim ve norman copenhagen'in familia cup'inin fantasisch bulusmasi.


20100104


massive attack 18 ekim stockholm konserinden video partikulleri. 6.36'da yeni albumden isimsiz bi parcanin basi var.

20091218

20091208

20091207

o degil de serdar ortac'in muzige 23 yasindayken commodore 64'le baslamasi.

20091205

everything is more complicated than you think. you only see a tenth of what is true. there are a million little strings attached to every choice you make; you can destroy your life every time you choose. but maybe you won't know for twenty years. and you'll never ever trace it to its source. and you only get one chance to play it out. just try and figure out your own divorce. and they say there is no fate, but there is: it's what you create. even though the world goes on for eons and eons, you are here for a fraction of a fraction of a second. most of your time is spent being dead or not yet born. but while alive, you wait in vain, wasting years, for a phone call or a letter or a look from someone or something to make it all right. and it never comes or it seems to but doesn't really. and so you spend your time in vague regret or vaguer hope for something good to come along. something to make you feel connected, to make you feel whole, to make you feel loved. and the truth is i'm so angry and the truth is i'm so fucking sad, and the truth is i've been so fucking hurt for so fucking long and for just as long have been pretending i'm ok, just to get along, just for, i don't know why, maybe because no one wants to hear about my misery, because they have their own, and their own is too overwhelming to allow them to listen to or care about mine. well, fuck everybody.

amen.

synecdoche, new york'daki bi priest'in monologu.

20091203

isvec'de halloween partisinde serdar calmak.
falan.

20091127



"jag talar inte svenska men jag äter kötbullar."
bugun johanna'nin yorgunluktan kafayi yemeye basladiginda sayikladigi cumle. boyle bi bumper sticker yapmaya karar verdim.

20091125

20091124

sverige vs finland.

kafalar kadayif.

20091119

alice.
...derken core77'de gozume carpan article: klik.

They say the worst thing you can do to a painter is to examine their latest work and say, "Very nice...is it finished?"

astromanifesto.

bugun tutorialda cok pardon ama y.rrak kafali hatunun biri 'ben tasarimi baskasi icin yapmiyorum benim tasarimim beni yansitiyo, bu benim, baskasinin ihtiyaci da zerre skimde degil' tadinda bi takim itchy bitchy (bu ne lan?) laflar ederek gereksiz yere ortami gerip sinirlerimi bozsa da disardan bakip tasarim anlayisimi sorgulayinca boyle biseyler goruyorum kendimde. dunyayi degistiricek , milyonlarca insanin hayatini kurtaricak bisey tasarlayayim mesela, ama formu icime yatmasin, ya da ne biliyim bi tarafindan begenmedigim bisey pörtluyo olsun, yapmam (galiba?). bu svensk möbeldesign olayinda yaptigim aygitin isvec tasarimini zerre yansitmamasi, hatta phillippe starck falan diye nitelendirilmesi de zannediyorum bu olayla alakali. bu da demek oluyo ki gelecek planlarimi urun tasarimindan farkli alanlar uzerine kurmam kendim ve dunya insanligi icin en faydali cozum olucak. zaten urunleri markette sagda solda satilan, herkesin gidip aldigi, gunluk hayatta cokca kullanilan ve kullaniciyla duyusal ve hatta duygusal iliskiden ziyade yalnizca fonksiyonel iliskide bulunan urunler tasarlamak istemiyorum lan. hatta tasarladigim herhangi biseyi benden baska kimsenin uretmesine bile goz yumamam gibime geliyo. hepsini kendi ellerimle ureticem. cnc'de islenicekse basinda ben bekliycem. kaliba dokulcekse capaklarini ellerimle kendim ayikliycam. sonra da hayvan gibi yuksek fiyatlara saticam. boyle de pis bi herifim. zaten dusunemiyorum ki siradan biri benim su donem tasarladigim oturma elemanini alsin, oturma odasina koysun. uretimden direk muzeye ya da karim rashid'in evine gidicek bi heykel oldu rrospu cocugu.

sinif arkadaslarimin bulduklari her firsatta bok attiklari, ogrencilerini tasarimci degil gotu kalkik artist + tasarimci kirmasi picler tabir ettikleri konstfack, belki de benim aradigim sicak yuva, belki orasi icin bile fazla y.rrak kafaliyim. tasarimin sosyal yonune ilgi duyuyorum, tamam hayvanlar atlar essekler gibi ilgi duyuyorum, ama tasarladigim hic bi bokta kullanicinin kimligini gram s.klemiyorum. sadece ben varim olm. sanirim manifesto olmasini umarak basladigim yazi da 'blog naber haci?' moduna giriyo. kafam karisik cunku .mnakoyim.

bu arada bloggerin imla hatalarinin altina kirmizi noktalar koyan scripti de bosluklarin altina bile kirmizi cizikler atmaya basladi. o derece yanlis bi herifim.

e peki manifesto dedik, bundan boyle nedir ne degildir ona deginmek lazim. bitiririm endustriyel tasarim hayatimi. jurilere cuk kadar ve silik silik cizilmis urunlerle, yarisi yapilmis (kelime anlamiyla yani, ortadan ikiye kesilip yarisi yapilmis, evet yaptim bunu) maketlerle cikarak da olsa bitiririm. endustriyel tasarimi da sadece tasarim eskizi guzel gorunuyo diye okuyorum. tasarladigim polietilen bioxcin sisesi ya da sabun kalibi uretilmis, uretilmemis zerre skimde degil. bok gibi gorunuyo zaten uretilince.

peki bitince napicam yavru? (aha sevdicek geldi. gecerken bakip gulumsuyo falan. yerim.) vercem bunyeye reklamciligi, grafik tasarimini, fotografi, konsept tasarimini, animasyonu. vercem bunyeye grafitiyi, kaykayi, elektronik muzigi. sonuc? hala zerre aydinlanmamis karmakarisik bi kafa. herseyi yapmak istiyo cunku kodumun bunyesi. asci bile olmak istiyorum mnakoyim. hatta bana yirmi tane hayat verseler, ölsem ölsem dirilsem, her birinde de bu olaylarin farki bi tanesiyle ilgileniyim, kendimi sadece ona veriyim desem yine basaramam, hepsini birden yapmak isterim. o yuzden yirmi kere de yasasam benden bi sikim olmaz. duzen manyagiyimdir ama evimin her tarafinda baslayip yarim biraktigim seyler vardir, ister bi paket cips olsun, ister bi heykel olsun, tutup bi kenara kaldiramam da, oyle durur sonsuza kadar.

oruc hoca "belki de senin olayin budur, bitmemis heykeller, bitmemis urunler, bitmemis her ne skimse. zaten bi yaratim surecinin bittigi ana nasil karar verebilirsin ki, tamamen sana bagli haci, sktret kafalar rahat olsun" diye algiladigim biseyler demisti, ama icim zerre rahatlamadi, orasi ayri. neyse skerler (siktiretmisligin manifestosu oldu adeta, yavrum benim).

20091116

bu herife cok özeniyorum.
jaha?

20091113

"... erasmus olmanın yapay cesaretine noldu? adeta hunili deliymişçesine her şeyi yapma şansın var bence ..."

yerim.

20091111

butun gun evde ne yaptigimiza dair bi ipucu.


hetfield'a fenerbahce formasi imzalatmak.


bu da benden gelsin o zaman. gecen sene m&g.

sezyumkom gibi oldum allaam.



edit:

sen de mi rob.

20091108

ik.

20091103

20091102

let me take you down, 'cause i'm going to... hihahåhahåhahiahähaåhihioahihaåihiahoahoiaihaiohoiasdfhadåofihaåifgbadiug.

20091029

cok degisik kafalar.

20091027

flyga effekt.
wood sculptures by gehard demetz.

20091022

20091005

bu aralar phillippe starck'in reality showuna sardik.  bi takim veletleri bi araya toplayip british design'i yeniden kesfetme adi altinda bildigin reality show yapiyo. hayir soylediklerinden de bi bok anlamiyosun. nasil agir bir fransiz aksanidir o.
she's so nice... she's from sweden.

20090928

coming up next
stockholm: the free pasta chronicles

20090923

digitalkitchen.

20090922

sena'nin malmö'deki hus'u. hus da degil ya, neyse. isvec'e gelisin 3. gunu falan.

mango kemirip gegirme. bu sirada laptopta surekli röyksopp falan. %3.5'lik heineken ile. marketlerde satilan en yuksek alkol oranli icecekler %3.5 oraninda alkol iceriyo. digerleri icin systembolaget denen tekelvari bi olusum var. yalnizca alkol satan bi supermarket dusun. ama %2.8lik biralarla biradan sogudum.

yemek hazirliklari.

sena ne pisirir? sebze tabi.

små kitchenette.

små stella är lustiga att sebze.

vay basima.

neden?

warum?

varför att?

iste o harita.

butun gece zencili rakcili naytklablar yoklandiktan sonra sakin kafada duzgun bi mekana cokup 42 kron saydigimiz brooklyn bilmemne biralari.

saatler 01.00'i gösterdigi anda mekanin kapanmasina verilen tepki.

alo? anne? ben balkabaa oldum?

happy down here.

uyursan kafana isigi yersin.

tosunun biri uyuyo.

digeri kahvalti hazirliyo. peynirli ve sebzeli omlet bu. peynir gouda miydi lan?

omlet sonrasi kafada cikan sivilce. sege park. sigara icmek icin odanin kapisindan cikip saga dogru 10 m yuruyup merdivenlerden inip dis kapidan disari cikip sigara bitince kapiya sifreyi girip tekrar ayni sekilde odaya donmek gerekmesi. iskence.

hon har en cykel. jog har en cykel inte. varför att jag har en cykel inte? darför att någon stal min cykel. fan.

bir hafta sonrasi: nybro. evimizin balkonu. naber?

vi bor i en lägenhet.

dunyanin en sikko amerikalisi, ingilizi, asyalisi ve polishi. du bi fotografinizi cekiyim diye gelen isvecli teyzeyi kiramadik. bi de bu tipler biz gelmeden önce yuzmusler. bikac gun once de gecenin bi yarisi göle atlamisti lavuklar. mal lan bunlar.

kuru yaptim olm.

svenja, dan ve jimi. uc guzel insan ve yapim asamasindaki sandalyemiz.

aynen.

kurusun.

sam adir gayz.

ertesi gun sandalyeler bitmis. segileniyolar falan.

tiia'larin sandalyesi.

bizimki adeta bi muhendis isi falan. ama zamanla isindim yavruya. pek kucuk, pek sirin. soldaki surekliligi ve sikiciligi bozan cikinti mutluluk kaynagim.

gecen cumartesi. hava efsane. yuzelim lan dedik ama evden cikana kadar gunes gokyuzuyle vedalasmis da ayakkabilarini bagliyomus. eah.

su da göt donduruyo zaten. ayaklari suya sokup sigara.


kafalar rahat.

culya mantar toplamak icin gelens. gecen aksam turkce kufur ogretmemi istedi. artik 'sktir .mnakoyim .mcik' diye dolasip duruyo. ben de 'fanculo! porca troia puttana!' deyu.

20090917

nesneleri hareket ettirmek gibi anlamsiz bi super guc bile insana hayvan gibi ego katiyoken supermanin nasil bu kadar mutevazi oldugunu anlayamiyorum. zira dun gece ruyamda sahip oldugum egoyla christian troy'un kicindan tavsan cikarirdim.
"... Far from being anti-British, Starck actually lived in London for five years – as much as he really lives anywhere. He is said to have as many as 20 different properties around the world, but spends most of his time on his private plane, often jetting between three countries in one day to oversee his global operation. He moved back to France four years ago, and is currently stationed on his yacht (self-designed, of course) in the Mediterranean."

guardian'da philippe starck'in reality showu hakkinda yazilan bi articledan alinti.

20090916

ben o mcdonald's kosesinde yasarim bence. bi de isvecli zenci mi olur lan. ama isvecli - yunanli oluyomus. olunca da baya kafa oluyomus.
bu arada LSD iyidir.
din toplumlarin afyonuysa sanat da LSD'sidir.

bunun icin bir aciklamam var aslinda da hic kasmak istemiyorum. kisaca: LSD iste, kimyasal, eroin falan da olur aslinda da LSD kulaga daha hos geliyor. ha din tam olarak 'bitkisel' mi bilmem, o apayri bi konu.

20090908

dun sabah okulda bi kizla birazcik konustuk falan. sonra ders cikisi kiz bize gelmek istemis. geldi de. bira falan ictik ve volkana yaziyo falan. isvecli ve kafa sikiyo bos bos konusarak. sonra okuldaki partiye gectik beraber. insanlar kopuyo falan icerde. ben sosyopat takiliyorum, sosyopat falan degil de insanlarla kaynasma cabasi icinde degilim yani oyle takiliyorum, insanlar yanima gelip konusmak istedikce diyaloga giriyorum falan. neyse iste, volkan dans etmeye gitti iceri, sarabi da bana birakti, ben oturdum partiyi kesiyorum, elde sarap falan, paso bi takim kizlar falan geliyo bi sorun mu var niye eglenmiyosun gel dans edelim bisey bisey. kafa yavastan guzel olmaya basladigindan diyalogu sonlandirip daha guzel biri gelene kadar oturdugum yerde iciyorum falan. ki cok guzel kiz da yok oyle , en fazla 'gideri var' diyosun. tasarimcilar iste. sonra ben oturdugum yerden iciyoruum iciyoruuum, sonra yanima mikael geliyo, o da cok iyi bi eleman falan, geliyo yanima 'kardesim benim' diye sariliyoruz falan, alanyadayken ankarali bi kiza asik oldugunu falan anlatiyo, nisanlanmislar mi ne oyle biseyler, ben bu arada goturuyorum alkolu hala. bu dansetmeye gidiyo, benim de kafam iyi oluyo ve yuzunu hatirlamadigim insanlarla gidip tanisip hatirlamadigim abuksubuk diyaloglara giriyoruz, en son hatirladigim kolombiyali elemanla dave mckean hakkinda konustugumuz. sonra iceri giriyorum. oturuyorum. aralari pek hatirlamiyorum. insanlar dans ediyo. sonradan anladigim uzere kolombiyakid de beni izliyo bu arada. allaam. neyse gelcez oraya. sonra tuvalete girip cikiyorum ve ciktigimda parti bitmis insanlarin cogu gitmis falan. iceri girip oturuyorum. ve kusuyorum. pukeberg'de bi pukeberg yaratiyorum adeta. arkamda isvecli bi takim kizlar kusmama yardimci oluyo. finli kizlar yerdeki kusmugumu siliyo. rezilim. montum da kayip. disari cikiyorum. disarda kolombiyakid bekliyo, eve eslik edicek. iyi diyorum. yuruye yuruye konusuyoruz, eleman cok dolmus ama. anlatip duruyo. birilerine surekli saydiriyo, cok kabalar, tek yaptiklari kaba davranarak uste cikmaya calismak falan diye. hakkinda konustugu kisiler de benim arkadas grubum gibi bisey, yani bu aralar sklemiyorum da gecen haftalarda birlikte takildigimiz 'gringo'lar ve ingiliz ve alman kizlar. bi ara ben de gazi verdikce bisikletini yere firlatip 'bak cok yurekten konusuyorum' tripleri yapiyo. neyse sonunda eve ulasip direk yatiyorum. sabah bize gelen kizin akibetini de sormayin. ayip ayip seyler.

20090904

YSS.

20090902

okula 9'da gelmem gerekirken 12'de kalkabildim. efsane bi kahvalti hazirlayip nip-tuck 5. sezonu bitirdim. hot tub'da bi saat bira icip interpol, porcupine tree falan dinledim ve saat 4'de okula geldim. bunlarin tek nedeni ise dun gece 3.30'a kadar kuru fasulye pisirmem.

20090831

sosyopatin onde gideniyim lan.

20090823

sena'nın malmö'deki bi duvarı mutfakla kaplı çüküpik odası. tam karşımdaki yatakta kocaman siyah örtünme elemanının altında fısır fısır uyuyan sena (uyanıkken fosurduyo o uyurken değil), sol kolumun altında dün gece isveçli hatunların bize acımasına neden olan parçalanmış fakat ısrarla kullanılmaya devam eden malmö haritası (hödüğün biri yenisini almayı unuttu çünkü), sağda çöp kutusunda üzerinde 'die younger' yazan yırtık marlboro light kartonu, pencerenin dışında yalnızca biz sigara içmeye çıktığımızda yüksek sesli küfürlerden oluşan diyaloglarımızla ıssızlığını yitiren sege park. te ebesinin homuna (home'una yani, lütfen) gelip yine buldu sencizber birbirini. şuna bi kahvaltı hazırlamaya girişeyim bari.

20090818

gittim.

20090814

fuck yeah! ABC'nin top 5 winner'indan biri olarak 18 eylul'de londra sony pictures'da "key industry players"a sunum yapicam beybi. beklerim.

20090811


our favourite couple burger king'in kapisinda bisikletleriyle belirir.


dislerimde bisey var mi? eaaaaaaa.


sanirim kafana karpuz muamelesi yapmisim ama insan o kadar sevince napicagini sasiriyo ku'm. eha.



bunlari yemiycen de napican lan.






ahmet de vardi lan. kimse cekmemis. ayip.


20090810

classics in lego.
komron: bu ne kadar tahrik edici bir foto böyle :)
19hree: oyledir. benimle alakasi yok yalniz, hani lasttan kiz falan dusururum diye giristiysen muhabbete. erkegim haci.
komron: hahahah

last.fm amele kayniyor.

20090809

bildigin beynim uyustu su an yalniz. herseyi bilmek yeniden tanri gibi hissettirdi. eminim o'nun icin de cok sey degisti. mesaj icin tesekkurler.

20090807

into dust.
ne? birileri mi gelicek? kafamizi mi sevicek?
blogger'i twitter gibi kullanma istegimi bana cok gormeyin n'olur.

20090805

una stella, una storia - giulia sagramola
sigur ros dinleyerek cizgiroman okumaya bayiliyorum.

20090804

gitti lan.

20090803

oyleyse tarkan'dan gelen salina salina sinsice'nin akabinde mustafa sandal'dan geliyore. klikita. 

20090801

bugun santral'de sun.day.sky'dayiz. ayrica 88 stelloid model terminatorumu bugun son kez gorucuye cikariyorum. portecho ve bilimum dj'le kopusmalarin, bi takim atolyelerin, huzun dolu vedalasmalarin ve ani fotograflarinin anlamsizca harmanlanacagi festivalimize tum koy halki davetlidir. beles olum.

bi de kubu lan, canimsin.
potter'lari sevmemin tek nedeni sevin hanimmis meger. bunu bu sabah anladim.
gidip arabayla alasim var.

20090724


et ceci n'est pas une pipe.
henuz 3 gundur yalniz yasiyorum ve buzdolabim simdiden komsularin getirdigi yemeklerle doldu. asdfsafagsdfa.
eve donerken minibuste yanimda oturan elemanla diyalog:

- fotografci misin arkadas?
- hayir  amatorum, takiliyorum oyle.
-  ya bisey sorcaktim ben de. hani bu saatlere fotograf basiyolar ya onun maliyeti nedir? boyle bi tarafinda cocuk, diger tarafinda kiz olanindan? yastik da yapiyolar oyle.
- bilmiyorum, hic yaptirmadim.
- elli atmis lira vardir heralde.
- yoktur canim o kadar.
- hadi be, inan yuregime su serptin ha.

sevmis olm adam. o sirada soforle arkadasinin arasinda gecen battlestar galactica muhabbeti de kitlenmelikti tam ama inmem gerektiginden kacirdim.

'starbuck cok tatli kiz be abi.'

20090720

ama ibo'da kafalar inanilmaz rahat.

20090718


yemek yemek uzerine kurulu bi hayatim var. carsamba gunu
bunu yalnizca biraz pekistirdim.

 cansukuzu'yla borek yaparak.

20090710

astroglan.
72 yasinda. Yukari Harlem'de
oturuyor. 3 gundur siir yaziyor.
Bu siiri kettle'ina ithaf etmis.



elif pisirmis. astro yemis.

20090709


20090708

20090707

trent twitter'a geri donens.
bu da mari'ninki.
hadi bakalim.

yorum yapmak gibi bi amacim vardi tabi ama su an kafam bok gibi oldugundan yapamiyorum. bakiyorum oyle.
bakiyorum.

20090704


xoxo.

20090701

nisan blogger'i terketmesin.

20090628

san diego '92 izlerken dilimi agzimin icinde tutamiyorum.

20090626

why so nervous?

20090616

manowar'in thunder in the sky adli yeni single'indan 'baba' adli parca. turkiye'ye geldiklerinden beri bi turkce sarki yapcaz diyolardi, yapmislar sonunda. lanet internet baglantim yuzunden henuz dinleyemedim, yorum yapamiyorum.

edit. fecaat. winnie the pooh'ya fon muzigi olsun bence.

20090613

gule gule tuzmen... (link bu)

trent reznor, amanda palmer ve dave navarro'nun twitter geyikleri. trent ve amanda feci bagimli olmus ve trent sonunda twitter'i terkettigini nin websitesindeki foruma not birakarak duyurmus. zaten adamcagizin her uc tweetinden biri  'being madly in love'  ile ilgili. nin'i de nisanlisiyla daha cok vakit gecirmek icin dagitmis gibi gorunuyo.



yukardakiler trent'in ottukleri.

neil gaiman amanda'yi twitter araciligiyla kaldirmis gibi gorunuyo. amanda'nin bloguna yazdigina gore cuma gecelerini twitter basinda geciriyomus, hatta virtual parti veriyolarmis, birbirlerine virtual sarap gonderiyolarmis. bu twitterlarin arasinda trent, neil falan da var. cok acaip geliyo lan, koskoca trent reznor, neil gaiman, tom morello, dave navarro gibi selebritiler oturup sabaha kadar ergen velet gibi milletle geyik yapiyolar, bazilari gaza gelip 'asik olmak ne guzel hey ne guzel' diye otuyo falan. cogacaip.


bu da amanda nail'in yeni kitabini yerken.

20090607


20090528

nanoreisen. a virtual discovery journey into the worlds of the micro- and nano-cosmos.

20090527

son zamanlarda dinledigim en iyi parcalardan biri tartismasiz portecho'nun stream of air'i. bulun, dinleyin. bi de yakinda burda "kanye west - amazing"li NBA videolari paylasmaya baslarsam sasirmayin yavrular. zira ikisi de birbirinden basarili olusumlar.

20090526


20090524

tasarimci jedi gibi bisey lan aslinda. kendi hayatini bi kenara atip baskalarinin kicinin keyfi icin hayatini harciyosun. bi de aynen emotions, sefa pezevenkligi falan leads to the dark side ama dark side'in da sith gibi bi karizmasi yok. dark side'da got gibi kaliyosun.

20090515


bu eleman pek taninmadi. yapiminin tamamlandigi sabah kfc hot shot kutusuna kondugu gibi mecidiyekoy yollarina dustu. lan resmen projeye gidiyo gibi konsere gittim ya, sabahlama, orumcegin evden cikmadan once son anda bitirilip fotograflanmasi falan. yaninda da paftasi vardi, kirmizi 'tallica yazili beyaz carsaf. meet'n greet cikmasa bile cikan elemanlara ulastim. yavrucagi hot shot kutusundan cikarmadan oylece kirk'e yolladim. aksam eve dondugumde eleman mesaj atti. kirk cok begenmis "very fuckin' cool" falan diye, tesekkur etmis.

bi sekilde ulasabilmek ne guzel lan.

20090514


selaam soyleee..


poster yapicam lan bunu.
bi de bally posteri yapcaktim bak. sena videoyu postsana.

20090512

disneyland star wars ride'i. hasretiylen yandicagim.

disney filmlerinde standardizasyon. saygimi yitirdim yitiricem. izleyin bi.

gıdısı gucu.
bi de bunun hiyar versiyonu vardi. valla. onu cekmeyi unuttum ama ceken vardir elbet.
ada.
garipsin. 
benayrilmakistiyorum.
oha.
alpayer?!

20090510

shmi tum kotuluklerin anasidir. anakin shmi'nin kendisini dogurdugu yastayken shmi'nin yasinin, anakin'inkinin iki kati olmasi, shmi'nin tum kotuluklerin anasi oldugu gercegini degistirmez. zira anakin tam bir orospucocugudur. - natalie portman

20090509

Congratulations!

ART BY CHANCE -09 Selection revealed and your film is part of this. ART BY CHANCE  "Ultra Short Film Festival"  will be aired in 14 countries and 64 cities, between May 22 – June 3, 2009.

 

BEGIUM: Bruxelles

CANADACalgary, Ottawa, Toronto

FRANCEParis

GERMANYDüsseldorf, Leipzig, Bonn, Fürth, Plauen

INDIAMumbai, Bangalore, Delhi, Pune

INDONESIA: Jakarta

ITALY: Firenze,Rimini, Cesena, Ravenna

NETHERLANDSAmsterdam

QATARDoha

POLAND:  Wroclaw

PORTUGAL: Lisbon

TURKEY: Istanbul, Eskisehir, Izmir

UK:  London, Glasgow, Birmingham, Leeds, Cardiff, Nottingham, Bristol, Sheffield, Liverpool, Manchester, Edinburgh, Bradford Hertfordshire, Salford, Suffolk, Aberdeen, Lancashire, South Yorkshire, Blackburn, Surrey, Chester, Gloucester, Luton, Norwich, Southhampton, Uxbridge, Belfast

US: New York, Boston, Orlando, Atlanta, Chicago, Milwaukee, San Francisco, Los Angeles


iyiymis.

20090508

bir erkeğin başına gelebilecek en kötü şey şirin bulunmaktır. - okan bayulgen

20090428

 kübüm'ün müzisyenler serisi.
bunun olmadigi bi astroboy* blogu dusunemiyorum.

pek sevgili sanatcimizin diger calismalari icin: tottokoro!

20090427


fotograflarimdan birinin ismini "baliklarini her gun duzenli olarak fircala" koymak istedim. koydum da.

20090425

dogrusu dun istiklal'de elinde simit sarayi posetiyle cenk'i (a.k.a taksim delisi) gorup ardindan "babbaa ! huaa cenk baba!" diye bagirdigimizda beklentilerimiz, aldigimiz karsiliktan cok farkliydi. cenk hic duraksamadan kafasini gittigi yonden yaklasik 80 derece saga cevirip karizmatik bir sekilde bosluga goz kirptiktan sonra yoluna devam ederken eski garip sac kesiminden kalan belirgin izleri gorduk. elimizde haberturk kamerasi olsaydi hersey cok farkli olabilirdi. nejat alp'den, magazalardan para 'cekmekten' konusurduk, sonunu da her nasilsa evlenme istegine baglardi konusmanin. neyse, devamli taniyoruz, her zaman seviyoruz.

oyleyse nejat alp'den tum sevip de sevdicegi yillardir ayni sahneyi paylastigi piyanist arkadasi ozan'a kacanlara geliyor.


hadi bosver dostum. o utansin.

20090419

resimdeki unlu.


yoghurter'dan arak. o da kim bilir nerden arakladi.

moby'nin yeni albumunun noel dayi kokulu ilk videosu david lynch'tenmis. ustad 'ne sicsam satar' diye dusunerekten flash takilmis ama teslimden onceki gece 'yapiyim da elimde teslim etcek bisey olsun' denerekten yapilmis vcd ogrencisi projesi gibi olmus gavat.

20090417

oren lavie - her morning elegance.




omaygaş.

20090415

nim nim.

<a href="http://www.grapheine.com">Agence web Graphéine</a>

iyi ki var ki.

20090414

b-a-yik.


"Binaların yıkımı çok güzel. Yıkım çok güzel."
-pekim.

20090413

eskilerden.

ilk photoshop calismamdi kendileri. ismini de 'brad pich' koymusum.

oh bebek.

galiba devious alemlere donuyorum.

robotschko.

vimeo'ya daha kaliteli bi versiyonunu yukledigimden blogdakini sildim. burdan ulasilabilir.

sevgi ve desteklerinden dolayi tan tuncag'a ve entasima tesekkur. ayrica portecho ve post dial'in da sahne alacagi 'karanliga karsi tepkiler' gecesinin biletlerine mephisto'dan ulasabilirsiniz - biletler yirmi L.

20090410

duduk.

bu blogun saati kaymis.

20090409

yine dogdu ibne gunes.

kardesim bi git ya. senin yuzunden filmde sacma sapan isik gecisleri oluyo. zaten dun sabahtan beri araliksiz cekim yapiyorum (yani araliksiz degil de baska bi is yapmiyorum diyim - tamam, arada yine eternal sunshine bla bla 'dinleyerek' uyudum iki saat) belim tutuldu. abidik gubidik guluyorum sinirden. o degil de girilerim bok gibi lan. baska blog aciyim kimse de izlemesin. burda da bok bok takilayim. agzim bozuk cunku benim.

20090406

ne fairground'mis arkadasim.

hey misiniz siz can misiniz bilemedim yarelellim.

yeni iki pek sevgili izleyicim kubu ve sencer. naber? yarin waffle yemeye gidelim mi? (psst nisan duymasin, onunla sonra zimbik'da buluscaz)

20090402

naber nisan :hi

ben iyiyim sen nasilsin? iyi iyi iyiyim ben de. napiyosun? hiic takiliyorum iste. sen napiyosun? ben de aynen takiliyorum oyle. ne guzel. hebelu napiyo? iyi o da hebeluyup gidiyo.